Migren Nedir?

  • Genellikle tek taraflı, Zonklayıcı, Orta şiddette veya şiddetli, Rutin fiziksel aktiviteyle ve hareketle şiddetlenen, Mide bulantısı ve/veya ışık ve sese aşırı duyarlılık gibi ek bulguların eşlik ettiği baş ağrılarıdır.
  • Özellikle kadınlarda ve kadınların adet dönemlerinde sıklık ve şiddeti artabilir.
  • Migren ataklarının öncesinde özellikle gözde ışık çakması, renkli görme veya geçici körlük gibi bulgular oluşabilir. Bu tarz migrene ” auralı migren ” denir.
  • Migren ön tanısı ile başvuran hastalarda ayrıntılı bir nörolojik muayene yapılmalı ve migreni taklit eden hastalıklar ayrıştırılmalıdır.
  • Ağrı sıklığı ayda 3-4 ün üzerinde değilse normal ağrı kesiciler veya migrene özel ağrı kesiciler kullanılmalıdır.
  • Migrene özel ağrı kesicilerde içinde kafein ve türevleri bulunan ilaçlardan bağımlılık potansiyeli nedeni ile uzak durulmalıdır.
  • Migrene özel ağrı kesiciler damarları büzerek ağrıyı azaltır. Bu nedenle çok sık kullanılmamalı, kalp ve damar hastalığı olanlar dikkatle kullanmalıdır. Bu ilaçların içinde, aşırı kullanımın önlenmesi için genellikle 3 veya 6 tablet bulunur.
  • Migren ağrıları ayda 3-4 ün üzerinde ise mutlaka koruyucu veya önleyici tedavi gerekir. Bu amaçla doktorunuz size bazı kalp – damar ilaçlarını, depresyon ilaçlarını veya sara ilaçlarını başladığında şaşırmayınız. Migrenin koruyucu tedavisinde bu ilaçlar kullanılmaktadır. Ama başağrısı dozunda ve süresinde…
  • Migren tedavi edilmediğinde giderek artan, kronikleşen ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebilen şiddetli bir hastalıktır.
  • Migren teşhisi konulduktan sonra yapmanız gereken ilk şey atakları tetikleyebilecek faktörlerden uzaklaşmaktır. Bu faktörler kişiden kişiye değişebilmekle beraber çoğunlukla benzer faktörlerdir.
  • Migren tedavisi, doğrudan atakların tedavisi ve önleyici tedavi olmak üzere ikiye ayrılır. Atak tedavisinde; parasetamol, aspirin dahil olmak üzere basit türde ağrı kesiciler, birtakım bulantı önleyici ilaçlar ve triptanlar kullanılır. Önleyici tedavi ise, kişinin günlük hayatını etkileyecek düzeyde sık görülen migren ataklarında tercih edilir. Alınacak ilk önlemin yaşam şekli değişiklikleri ve tetikleyicilerden uzak durmak olduğu söylenebilir. Bu önlemler yeterli gelmediği takdirde bazı tansiyon, epilepsi ve depresyon ilaçları da önleyici tedavi kapsamında kullanılabilir. Böyle bir durumda bu ilaçların migren ağrı sıklığı ve şiddetini azaltmak için -ağrı olsun veya olmasın- günlük olarak düzenli kullanılmaları gerekir.

Migrene Hangi Bölüm Bakar?


Migren, beyin ve sinir sistemini etkileyen bir rahatsızlık olduğu için nöroloji uzmanları tarafından teşhis ve tedavi edilir. Nöroloji uzmanı, hastanın migren türünü ve şiddetini belirleyerek uygun tedavi planını oluşturur. Migren belirtileri arasında şiddetli baş ağrısı, ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve görme bozuklukları yer alır.

Migren Belirtileri Nelerdir?

Yoğun Baş Ağrısı:

Migrenin en yaygın ve belirgin belirtisi, başın bir tarafında yoğun ve zonklayıcı ağrıdır. Bu ağrı, hafif bir rahatsızlıktan günlük aktiviteleri engelleyecek şiddette bir ağrıya kadar değişebilir.

Aura:

Migren hastalarının yaklaşık %25’i, ağrı başlamadan önce görsel veya duyusal bozukluklar yaşar. Bu durum ‘aura’ olarak adlandırılır ve genellikle 20-60 dakika sürer. Aura belirtileri arasında görme alanında ışık çakmaları, zigzag desenler veya geçici görme kaybı bulunur.

Bulantı ve Kusma:

Migren atakları sırasında mide bulantısı ve kusma sıkça görülür. Bu belirtiler, hastanın genel rahatsızlık hissini artırır ve günlük aktiviteleri zorlaştırır.

Işık ve Ses Hassasiyeti:

Migren hastaları, ışık ve sese karşı aşırı duyarlı olabilir. Parlak ışıklar ve yüksek sesler, migren ağrısını şiddetlendirebilir ve hastaların karanlık ve sessiz bir ortamda dinlenme ihtiyacını doğurur.

Kokuya Duyarlılık:

Bazı migren hastaları, belirli kokulara karşı hassasiyet geliştirebilir. Güçlü parfümler, yemek kokuları veya kimyasal kokular migren atağını tetikleyebilir.

Yorgunluk ve Konsantrasyon Bozukluğu:

Migren atakları, yoğun yorgunluk ve zihinsel bulanıklık ile ilişkilendirilebilir. Hastalar, konsantrasyon zorluğu ve hafıza problemleri yaşayabilir.

Sinir Blokajı ile Migren Tedavisi

Sinir blokajı, migren tedavisinde kullanılan etkili bir yöntemdir. Bu tedavi, migrenin tetiklendiği bölgelerdeki sinirlerin geçici olarak uyuşturulması amacıyla lokal anestezik maddelerle yapılır. Sinir blokajı, başın ve boynun belirli noktalarına enjekte edilen ilaçlarla gerçekleştirilir ve migren ağrısını hafifletmeye yardımcı olur. Bu tedavi, migren ataklarını kontrol altına alabilir, ağrı şiddetini azaltabilir ve hastaların yaşam kalitesini iyileştirebilir. Sinir blokajı, migrenin sıklığını ve süresini kısaltmak için kullanılan invaziv olmayan bir yöntemdir ve genellikle diğer tedavi seçenekleri ile birlikte uygulanabilir.

Migren Ataklarından Korunmanın Yolları

  • Hava değişiklikleri: Rüzgar ve özellikle lodoslu havalara dikkat etmek gerekir.

  • Hormonal dalgalanmalar: Adet döneminde migren atakları tetiklenir. Bu döneme özel koruyucu ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca hormon tedavileri, doğum kontrol ilaçları da atakları arttırabilir. Mecbur kalınmadığı sürece kullanılmamalıdır.

  • Aşırı fiziksel aktivite: Egzersiz dönmeleri veya aşırı fiziksel aktivite atakları arttırabilir.

  • Bazı İlaçlar: Özellikle bazı ilaç türleri atakları tetikleyebilir. Tüm kullandığınız ilaçlar hakkında nöroloğunuza bilgi veriniz.

  • Besin Maddeleri: Birçok besin maddesi migren ataklarını tetikleyebilir. Bu besinler kişisel farklılıklar gösterebilir. Kesin olarak atakları tetiklediği bilinen besinler alkol ve tütsülenmiş, işlenmiş et ürünleridir. Ayrıca “nitrat” içeren besinlerde sıklıkla suçlanmaktadır. Katkı maddeli paketli gıdalar, tatlandırıcı ile yapılan gıdalar, çikolata, turunçgiller, peynir, domates gibi gıdalar ataklarda suçlanmaktadır.

Sizi Arayalım

    Çalışma Saatleri

    Pazartesi – Cuma8:00 – 17:00
    Cumartesi9:30 – 17:00

    ADRES

    Migren Hastalığını Tetikleyen Etkenler

    • Açlık
    • Öğün Atlama
    • Stres
    • Uyku bozuklukları ve düzensizliği
    • Güçlü ışık
    • Menstruasyon dönemi
    • Yükseklik değişiklikleri
    • Hava değişimi ve kirliliği
    • Lodos
    • Parfüm gibi kuvvetli kokular
    • Çikolata
    • Peynir ve diğer süt ürünleri
    • Meyve
    • Çay ve kahve tüketimi
    • Deniz ürünleri
    • Kızarmış yağlı yiyecekler
    • Alkol ve sigara tüketimi

    Oruç Migreni Tetikler mi?

    Oruç migreni tetikleyebilir. Ramazan ayında oruç tutmak, uzun süren açlık, susuzluk veya yanlış beslenme nedeniyle migren ataklarını tetikleyebilir. Özellikle sahurda ve iftarda şeker ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmek, ani kan şekeri dalgalanmalarına neden olur ve bu da migreni tetikleyebilir. Bunun yerine, protein ve sağlıklı yağların tüketilmesi, kan şekerini daha dengeli tutarak migren riskini azaltabilir. Doğru beslenme ve yeterli su tüketimi, migreni önlemede etkili bir rol oynar.

    Instagram Reeli

    Migren Ve Gerilim Tip Ağrı Arasındaki Fark

    • Yorgunluk ve stres hem gerilim tip hem de migren baş ağrısına neden olabilir. Migren tipi baş ağrısı, bazı gıdalar, vücudun hormon seviyelerindeki değişiklikler ve hatta havadaki değişiklikler ile tetiklenebilir. Migren ile gerilim tipi baş ağrısı arasındaki farkı ne sıklıkla meydana geldiğini söyleyebilmek zordur. Her ikisi de düzensiz aralıklarla oluşabilir. Ayrıca nadir durumlarda her ikisi de günlük veya hemen hemen her gün ortaya çıkabilir.
    • Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamı ile normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir.
    • Gerilim tipi baş ağrısının genellikle stresten dolayı oluştuğu düşünülür, fakat stres sadece ağrıyı tetikleyen faktörlerdendir. Gerilim tipi baş ağrısında, başın etrafında bir bant varmışçasına basınç hissine sebep olur. Gerilim tipi en sık görülen tiptir ve nedenleri henüz bilinmemektedir.

    Migren ve Vitamin D eksikliği

    Migren hastası iseniz muhtemelen Vitamin D eksikliğiniz de vardır. Çünkü bu iki bozukluk genellikle birlikte seyreder. D vitamini eksikliği, sağlıklı kalabilmeniz için yeterli miktarda D vitamini almadığınız anlamına gelir. Eksikliği şiddetli belirtilere neden olan vitamin, vücutta çok farklı işlevler için kullanılır. Vitamin D yalnızca bir vitamin değil, aynı zamanda vücutta birçok hücre ve organın çalışmasını düzenleyen bir hormondur. Beyin fonksiyonlarının düzenlenmesinde de oldukça önemlidir. Vitamin D almanın ana kaynağı güneştir. Yazın güneşin dik geldiği saatlerde korumasız olarak 15-20 dakika güneşlenmek gerekli vitaminin deri hücrelerimizden salgılanmasını sağlar. Güneş göremediğimiz günlerde ise takviye ediciler alınmalı. Vücudumuz bu muhteşem vitaminden mahrum bırakılmamalıdır.

    Geçmişten Bugüne Migren Hastalığının Nedenleri

    • Öncelikle Migren hastalığı nedir sorusuna cevap verelim. Genellikle tek taraflı, zonklayıcı, orta şiddette veya şiddetli Rutin fiziksel aktiviteyle ve hareketle şiddetlenen mide bulantısı veya ışık ve sese aşırı duyarlılık gibi ek bulguların eşlik ettiği baş ağrısı çeşididir.
    • Şimdide sizler için sıraladığımız geçmişten günümüze kadar uzanan bir hastalık olan migrenin nedenlerine bakalım.
    • Dr Dobson 1908 yılında migren ataklarının bağırsaklardan kaynaklanabileceğini söylemiş.
    • 1939 Yılında ise migren ağrılarının boyun kaslarından kaynaklı olabileceği söylenmiş boyun kaslarında ki ağrıların ise bağırsakdan kaynaklandığı iddia edilmişti.
    • Son 30 yıldır yapılan birçok çalışma bu hipotezleri haklı çıkarmıştır.
    • Birçok hastalık gibi migren, fibromiyaljinin de bağırsak geçirgenliği ile ilişkili olabileceği düşünülüyor. Bu tarz ağrıları azaltmak için mümkün olduğunca doğal beslenelim katkılı yapay gıdalardan uzak duralım.
    • Bağırsak geçirgenliğine neden olduğu düşünülen gluten (un, bulgur, buğday ürünleri) , süt ve ürünleri gibi yiyeceklerden en azından birkaç aylığına uzak duralım. Bağırsak detoxu.
    • Bağırsak da sağlıklı bakterilerin artmasını sağlayan doğal Fermente gıdaları tercih edelim.
    • Ağrı tedavisinde kullanılan ilaçların da bağırsak sağlığımızı bozduğunu unutmayalım.

    Migren Botulinum (Botox) – Kayseri

    Migren botoks tedavisinde uygulanan bölgeler;
    1) Alın
    2) Şakaklar
    3) Ense ve boyun

    Botoks migren tedavisinde nasıl kullanılmaya başlandı?
    Yüzdeki kırışıklıkları yok etme amacı ile ‘botulinum toksini’(botoks) yaptıran migrenli hastaların baş ağrılarının azaldığının fark edilmesi, migren tedavisinde botoks kullanımının yolunu açtı. Yapılan araştırmalar 3 aydan fazla bir süre boyunca, ayda 15 ya da daha fazla gün, migren karakterinde baş ağrısı olarak tanımlanan kronik migren tedavisinde botoks uygulamasının etkili olduğu gösterdi. Bu etkinin, botoks’un, sinir sonlanma bölgelerinde bazı nörotransmitterlerin salınımını engellemesi yoluyla inflamatuar ağrıyı önlemesinden kaynaklandığı düşünülüyor.

     

    Kayseri Migren Tedavisi Nasıl Planlanır?

    Kayseri migren tedavisi planlanırken öncelikle baş ağrısının özellikleri, atakların ne sıklıkla ortaya çıktığı, ne kadar sürdüğü ve kişinin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği değerlendirilir. Migren herkeste aynı şekilde seyretmediği için tedavi planı da kişiye özel olarak oluşturulur. Bazı kişilerde ayda birkaç kez atak görülürken bazı kişilerde baş ağrısı çok daha sık ortaya çıkabilir.

    Değerlendirme sırasında ağrının başın hangi bölgesinde hissedildiği, zonklayıcı özellik gösterip göstermediği, hareketle artıp artmadığı ve ağrıya eşlik eden belirtiler sorgulanabilir. Özellikle bulantı, kusma, ışığa ve sese karşı hassasiyet gibi belirtiler migren değerlendirmesinde önem taşır. Bazı kişilerde baş ağrısından önce veya baş ağrısıyla birlikte görsel, duyusal ya da konuşmayla ilişkili geçici aura belirtileri de görülebilir.

    Migren tedavisinde temel amaç yalnızca mevcut baş ağrısını azaltmak değildir. Atakların sıklığını ve günlük yaşam üzerindeki etkisini azaltmak, kişinin migrenle ilişkili tetikleyicilerini belirlemek ve gerektiğinde atakların önlenmesine yönelik bir tedavi planı oluşturmak da sürecin önemli parçalarıdır.

    Migren tedavisi genel olarak kişinin klinik durumuna göre şu başlıklar altında planlanabilir:

    • Atak sırasında ortaya çıkan baş ağrısı ve eşlik eden belirtilerin kontrolüne yönelik tedaviler,
    • Sık veya yaşam kalitesini belirgin şekilde etkileyen ataklarda koruyucu tedavilerin değerlendirilmesi,
    • Uyku, öğün düzeni ve sıvı tüketimi gibi günlük yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi,
    • Kişiye özgü migren tetikleyicilerinin belirlenmesi,
    • Baş ağrısı sıklığının ve kullanılan ilaçların takip edilmesi,
    • Düzenli nöroloji kontrolleriyle tedaviye verilen yanıtın değerlendirilmesi.

    Atak tedavisinde kullanılacak yaklaşım belirlenirken ağrının şiddeti, atağın süresi, eşlik eden bulantı veya kusma gibi belirtiler ve daha önce kullanılan tedavilere verilen yanıt dikkate alınır. Her migren hastası için aynı ilaç veya aynı tedavi yöntemi uygun olmayabilir.

    Atakların sıklaşması veya kişinin iş, okul, uyku ve sosyal yaşamını belirgin şekilde etkilemesi durumunda koruyucu tedaviler gündeme gelebilir. Koruyucu tedavinin gerekli olup olmadığı ve hangi yaklaşımın kullanılacağı; atak sıklığı, migrenin özellikleri, kişinin diğer sağlık sorunları ve mevcut tedavilere verdiği yanıt doğrultusunda belirlenir.

    Migren takibinde baş ağrısı günlüğü tutulması da yararlı olabilir. Baş ağrısının hangi gün ortaya çıktığı, ne kadar sürdüğü, şiddeti, eşlik eden belirtiler ve kullanılan tedaviler kaydedilebilir. Bu kayıtlar atakların sıklığının ve tedaviye verilen yanıtın daha sağlıklı değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

    Migreni olan kişilerin günlük yaşam alışkanlıkları da değerlendirilmelidir. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bazı durumlar migren atağıyla ilişkili olabilir. Bu nedenle özellikle şu konuların takip edilmesi yararlı olabilir:

    • Uyku saatlerinde belirgin değişiklikler,
    • Uzun süre aç kalmak veya öğün atlamak,
    • Yetersiz sıvı tüketimi,
    • Yoğun stres dönemleri,
    • Kafein tüketimindeki belirgin artış veya ani değişiklikler,
    • Yoğun ışık, ses veya güçlü kokular,
    • Hormonal değişikliklerle ilişkili ataklar,
    • Kişinin kendi ataklarıyla ilişkili olduğunu gözlemlediği diğer tetikleyiciler.

    Her baş ağrısının migren olmadığı da unutulmamalıdır. Daha önce yaşanmamış özellikte yeni bir baş ağrısı, baş ağrısının karakterinde belirgin değişiklik veya nörolojik belirtilerin eşlik etmesi durumunda baş ağrısının farklı nedenleri açısından değerlendirme gerekebilir.

    Kayseri’de migren tedavisi planlanırken kişinin yalnızca ağrı yaşadığı dönemler değil, ataklar arasındaki yaşam kalitesi ve baş ağrısının günlük yaşama etkisi de dikkate alınır. Tanının doğru şekilde değerlendirilmesi ve kişiye uygun atak veya koruyucu tedavi yaklaşımının belirlenmesi için nöroloji takibi önem taşır.

    Doç. Dr. Hatice Köse Özlece ile Migren Tedavisi ve Takibi

    Doç. Dr. Hatice Köse Özlece ile migren değerlendirmesinde öncelikle kişinin baş ağrısı öyküsü ayrıntılı olarak ele alınır. Ağrının ne zamandan beri bulunduğu, ayda kaç gün ortaya çıktığı, ne kadar sürdüğü, şiddeti, başın hangi bölgesinde hissedildiği ve ağrıya eşlik eden belirtiler değerlendirilir.

    Migren tanısında hastanın anlattığı baş ağrısı özellikleri ve nörolojik muayene önemli yer tutar. Her migren hastasında görüntüleme yapılması gerekmez. Ancak baş ağrısının özellikleri, nörolojik muayene veya kişinin öyküsü farklı bir nedeni düşündürüyorsa gerekli görülen ek incelemeler planlanabilir.

    Değerlendirme sırasında yalnızca migren tanısının konulması değil, kişinin yaşadığı migren türünün ve atakların günlük yaşam üzerindeki etkisinin belirlenmesi de önemlidir. Aura bulunup bulunmadığı, atakların sıklığı, kullanılan ağrı kesicilerin miktarı ve daha önce uygulanan tedavilere verilen yanıt tedavi planının oluşturulmasında dikkate alınabilir.

    Tedavi planı oluşturulurken genel olarak şu noktalar birlikte değerlendirilir:

    • Migren ataklarının sıklığı ve süresi,
    • Baş ağrısının şiddeti,
    • Aura veya eşlik eden diğer belirtilerin bulunması,
    • Atakların günlük yaşam, iş veya okul üzerindeki etkisi,
    • Daha önce kullanılan tedavilere verilen yanıt,
    • Kullanılan diğer ilaçlar ve eşlik eden sağlık sorunları,
    • Kişinin yaşam düzeni ve olası tetikleyicileri.

    Migren tedavisinde ihtiyaç halinde atak dönemine yönelik tedavi ile atakların sıklığını azaltmaya yönelik koruyucu tedavi birbirinden ayrı şekilde değerlendirilebilir. Hangi yaklaşımın gerekli olduğu kişinin migren sıklığına ve klinik özelliklerine göre belirlenir.

    Düzenli takip sırasında tedavinin baş ağrısı günleri üzerindeki etkisi, atakların şiddeti ve kişinin günlük yaşamındaki değişiklikler değerlendirilir. Tedaviye yeterli yanıt alınamaması veya istenmeyen etkilerin ortaya çıkması durumunda tedavi planı yeniden gözden geçirilebilir.

    Sık ağrı kesici kullanımının bazı kişilerde baş ağrısının daha sık hale gelmesiyle ilişkili olabileceği de takip sürecinde dikkate alınır. Bu nedenle migren hastalarının ilaç kullanım sıklığını takip etmesi ve tedaviyi hekim önerisi doğrultusunda sürdürmesi önemlidir.

    Migren tedavisinde amaç yalnızca tek bir atağı geçirmek değil; atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya, günlük yaşam üzerindeki etkisini sınırlandırmaya ve kişinin migrenle daha kontrollü şekilde yaşamını sürdürmesine yönelik uzun dönemli bir takip planı oluşturmaktır.

    Kayseri’de migren tanısı, tedavisi ve takibi için Doç. Dr. Hatice Köse Özlece tarafından kişinin baş ağrısı özellikleri, nörolojik muayenesi, atak sıklığı ve bireysel ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirme yapılabilir.

    Sorumluluk Reddi Beyanı

    Bu sayfada sağlanan bilgiler, genel bilgi amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Bu bilgiler, bir doktor-hasta ilişkisi kurmaz veya mevcut bir ilişkiyi değiştirmez. Herhangi bir tıbbi sorununuz varsa, doktora danışmanız önemlidir.

    Sayfada kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

    Randevu Al

    Hizmetlerimizden yararlanmak için hemen randevu alın…

    randevu al