Beyin anevrizması, beyni besleyen atardamarlardan birinin duvarında oluşan zayıflık nedeniyle damarın balon şeklinde genişlemesidir. Çoğu zaman belirti vermese de patladığında beyin kanamasına yol açarak yaşamı tehdit edebilen ciddi bir sağlık sorunudur. Erken tanı ve uygun tedavi, olası komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşır.

Beyin Anevrizması Nasıl Oluşur?
Beyin anevrizması, atardamar duvarının dayanıklılığını kaybetmesiyle oluşur. Kan, damarların içerisinden belirli bir basınçla ilerler. Damar duvarındaki bir alan zayıfladığında, kanın oluşturduğu sürekli basınç bu bölgenin zamanla dışarıya doğru genişlemesine neden olabilir.
Anevrizmalar sıklıkla beyin damarlarının dallara ayrıldığı noktalarda gelişir. Bunun nedeni, kan akımının bu birleşme ve ayrılma bölgelerinde damar duvarına daha fazla mekanik yük bindirebilmesidir.
Damar duvarının zayıflamasında tek bir neden bulunmayabilir. Genetik yatkınlık, yaşla birlikte damar yapısında meydana gelen değişiklikler ve sonradan edinilen risk faktörleri birlikte rol oynayabilir.
Anevrizma oluşum süreci basit biçimde şu şekilde açıklanabilir:
- Beyindeki bir atardamarın duvarında yapısal zayıflık oluşur.
- Kan basıncı, zayıflayan damar bölgesine sürekli yük bindirir.
- Damar duvarı dışarıya doğru genişlemeye başlar.
- Zamanla kese veya balon benzeri bir çıkıntı meydana gelir.
- Anevrizma aynı boyutta kalabilir, büyüyebilir veya bazı durumlarda yırtılabilir.
| Anevrizma tipi | Görünümü | Genel özelliği |
|---|---|---|
| Sakküler anevrizma | Damarın bir tarafında kese veya balon biçiminde çıkıntı | Beyin damarlarında en sık görülen anevrizma biçimidir |
| Füziform anevrizma | Damarın belirli bir bölümünde çevresel genişleme | Damar duvarının daha uzun bir kısmını etkileyebilir |
| Diseksiyonla ilişkili anevrizma | Damar duvarının katmanları arasında ayrılma | Kan akımının damar duvarı katmanları arasına girmesiyle oluşabilir |
Bir anevrizmanın varlığı, damar duvarının mutlaka kısa süre içerisinde yırtılacağı anlamına gelmez. Küçük anevrizmalar uzun yıllar boyunca değişmeden kalabilir. Buna karşılık bazı anevrizmalar büyüyerek çevredeki sinirlere veya beyin dokusuna baskı yapabilir.
Anevrizma büyüdükçe damar duvarı daha fazla gerilebilir. Bununla birlikte yalnızca büyüklüğe bakılarak patlama riski kesin olarak belirlenemez. Anevrizmanın konumu, şekli, büyüme göstermesi ve kişinin risk faktörleri de değerlendirilir.
Beyin anevrizması oluşumunu kolaylaştırabilecek başlıca etkenler arasında yüksek tansiyon, sigara kullanımı, aile öyküsü, bazı kalıtsal bağ dokusu hastalıkları ve polikistik böbrek hastalığı yer alır. Bununla birlikte bazı kişilerde belirgin bir neden saptanamayabilir.
Beyin Anevrizmasının Belirtileri Nelerdir?
Beyin anevrizmasının belirtileri, anevrizmanın patlayıp patlamadığına göre önemli ölçüde değişir. Patlamamış küçük anevrizmalar çoğunlukla belirti vermezken, büyüyen anevrizmalar yakınındaki sinirlere ve beyin dokusuna baskı yaparak çeşitli şikâyetlere neden olabilir.
Patlamamış bir anevrizmada görülebilecek belirtiler şunlardır:
- Gözün arkasında veya üst kısmında hissedilen ağrı,
- Tek göz bebeğinde genişleme,
- Bulanık görme veya çift görme,
- Göz kapağında düşme,
- Yüzün bir tarafında uyuşma veya güçsüzlük,
- Görme alanında azalma,
- Nadiren nöbet veya açıklanamayan nörolojik yakınmalar.
Bu belirtiler genellikle anevrizmanın göz hareketlerini, görmeyi veya yüz duyusunu kontrol eden sinirlere baskı yapması sonucunda ortaya çıkar. Belirtilerin türü, anevrizmanın beynin hangi damarında bulunduğuna göre değişebilir.
Anevrizma patladığında ise belirtiler çoğunlukla aniden başlar ve çok daha şiddetlidir. En karakteristik belirti, kişinin saniyeler veya dakikalar içerisinde hissettiği son derece şiddetli baş ağrısıdır.
Patlamış bir beyin anevrizmasında görülebilecek belirtiler şunlardır:
- Aniden başlayan, çok şiddetli baş ağrısı,
- Bulantı ve kusma,
- Ense sertliği,
- Işığa karşı hassasiyet,
- Bulanık veya çift görme,
- Baş dönmesi ve denge kaybı,
- Bilinç bulanıklığı,
- Nöbet geçirme,
- Bayılma veya bilinç kaybı,
- Yüz, kol veya bacakta güçsüzlük,
- Konuşma bozukluğu.
| Durum | Belirtilerin genel özelliği | Yaklaşım |
|---|---|---|
| Küçük ve patlamamış anevrizma | Çoğunlukla belirti görülmez | Tesadüfen tespit edilebilir ve uzman tarafından değerlendirilir |
| Büyümüş fakat patlamamış anevrizma | Görme bozukluğu, göz kapağı düşmesi veya yüz uyuşması görülebilir | Kısa sürede tıbbi değerlendirme gerekir |
| Sızıntı yapan anevrizma | Ani ve alışılmadık derecede şiddetli baş ağrısı olabilir | Acil değerlendirme gerekir |
| Patlamış anevrizma | Çok şiddetli baş ağrısı, kusma, ense sertliği ve bilinç değişikliği görülebilir | Derhal acil yardım çağrılmalıdır |
Beyin anevrizması olan her kişide baş ağrısı görülmez. Aynı şekilde her baş ağrısı da anevrizma belirtisi değildir. Migren, gerilim tipi baş ağrısı, sinüzit ve farklı sağlık sorunları çok daha sık baş ağrısına neden olur.
Burada önemli olan, baş ağrısının kişinin daha önce yaşadığı baş ağrılarından farklı olmasıdır. Özellikle saniyeler içerisinde en yüksek şiddetine ulaşan, alışılmadık derecede ağır ve ani baş ağrısı acil olarak değerlendirilmelidir.
Patlamış anevrizmanın temel belirtisinin aniden başlayan çok şiddetli baş ağrısı olduğu; bulantı, kusma, ense sertliği, görme bozukluğu, nöbet ve bilinç kaybının da tabloya eşlik edebileceği bildirilmektedir.
Patlamamış Beyin Anevrizması Belirti Verir mi?
Patlamamış beyin anevrizmalarının büyük bölümü belirti vermez. Bu kişilerde anevrizma; baş ağrısı, travma, baş dönmesi veya farklı bir nörolojik şikâyet nedeniyle yapılan görüntüleme sırasında tesadüfen tespit edilebilir.
Belirti görülüp görülmemesi çoğunlukla anevrizmanın büyüklüğü, konumu ve çevresindeki yapılara baskı yapıp yapmamasıyla ilişkilidir. Küçük anevrizmalar genellikle belirti oluşturmazken, büyük veya büyümekte olan anevrizmalar sinirlere baskı yapabilir.
Patlamamış bir anevrizmada aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:
- Tek taraflı göz çevresi veya göz arkası ağrısı,
- Göz kapağında düşme,
- Göz bebeğinin diğerine göre daha büyük görünmesi,
- Çift görme veya bulanık görme,
- Görme alanında kayıp,
- Yüzün bir bölümünde uyuşma,
- Nadiren konuşma veya denge bozukluğu,
- Nadiren nöbet.
Bu belirtilerden birinin bulunması tek başına kesin olarak beyin anevrizması olduğu anlamına gelmez. Benzer belirtiler göz hastalıkları, migren, sinir sıkışması, beyin tümörleri veya farklı nörolojik hastalıklarla ilişkili olabilir.
Özellikle yeni başlayan göz kapağı düşüklüğü, çift görme ve göz bebeğinde büyüme gibi belirtiler geciktirilmeden değerlendirilmelidir. Bu bulgular anevrizmanın göz hareketlerini kontrol eden sinirlerden birine baskı yaptığını gösterebilir.
Bazı anevrizmalar tamamen patlamadan önce az miktarda kan sızdırabilir. Bu durum “uyarıcı kanama” veya “sızıntı kanaması” olarak adlandırılabilir. Kişi daha önce yaşamadığı ani ve çok şiddetli bir baş ağrısı hissedebilir. Bu tür bir baş ağrısı kısa süre içinde azalsa bile normal kabul edilmemelidir.
Patlamamış anevrizmanın tesadüfen tespit edilmesi, mutlaka acil ameliyat yapılacağı anlamına gelmez. Tedavi veya takip kararı; anevrizmanın özellikleri ile tedavinin taşıdığı risklerin karşılaştırılması sonucunda verilir.
Çoğu patlamamış anevrizmanın belirti vermediği, ancak büyük bir anevrizmanın beyin dokusuna veya sinirlere baskı yaparak ağrı, çift görme, görme kaybı, yüz güçsüzlüğü ya da uyuşma oluşturabileceği belirtilmektedir.
Anevrizma Patladığında Beyinde Ne Olur?
Anevrizma patladığında, damar içerisindeki kan yüksek basınçla beyin çevresine yayılır. Kanama çoğunlukla beyin ile beyni örten zarlar arasındaki subaraknoid boşlukta meydana gelir. Bu durum subaraknoid kanama olarak adlandırılır.
Kanamanın başlamasıyla birlikte kafa içindeki basınç aniden yükselebilir. Beyin dokusuna ulaşan kan ve oksijen azalabilir. Kanın beyin çevresine yayılması, beyin zarlarında ciddi tahrişe ve sinir sistemi işlevlerinde bozulmaya yol açabilir.
Anevrizma patlamasının ardından beyinde şu durumlar gelişebilir:
- Subaraknoid kanama: Kan, beyin ile çevresindeki zarlar arasına yayılır.
- Kafa içi basınç artışı: Biriken kan beyin dokusuna baskı yapabilir.
- Beyin dokusunda hasar: Kanama ve oksijen azalması beyin hücrelerini etkileyebilir.
- Tekrar kanama: Anevrizma kapatılmadan önce yeniden kanama gelişebilir.
- Damar spazmı: Beyin damarları daralarak beynin bazı bölgelerine ulaşan kanı azaltabilir.
- Hidrosefali: Beyin omurilik sıvısının dolaşımı bozulabilir ve beyinde sıvı birikebilir.
- Nöbet: Kanın beyin dokusunu tahriş etmesi nöbete neden olabilir.
- İnme: Kanama veya damar daralması sonucunda kalıcı nörolojik kayıplar gelişebilir.
| Gelişebilecek sorun | Beyinde meydana gelen değişiklik | Olası sonucu |
|---|---|---|
| Subaraknoid kanama | Kan, beyin çevresindeki sıvı dolu alana yayılır | Şiddetli baş ağrısı, ense sertliği ve bilinç değişikliği |
| Yeniden kanama | Anevrizmadan ikinci kez kan sızar | Beyin hasarı ve yaşamı tehdit eden komplikasyon riski artar |
| Vazospazm | Beyin damarlarında daralma meydana gelir | Beynin bazı bölgelerine yeterli kan ulaşmayabilir |
| Hidrosefali | Beyin omurilik sıvısının dolaşımı engellenir | Kafa içi basınç artışı ve bilinç bozukluğu gelişebilir |
| Beyin ödemi | Beyin dokusunda şişme meydana gelir | Beyin fonksiyonları ve dolaşım olumsuz etkilenebilir |
| İnme | Kanama veya kan akımındaki azalma beyin dokusunu etkiler | Konuşma bozukluğu, felç veya kalıcı işlev kaybı oluşabilir |
Anevrizma patlaması her kişide aynı sonucu doğurmaz. Kanamanın miktarı, beynin hangi bölgesinin etkilendiği, kişinin hastaneye ulaşma süresi, yaşı ve genel sağlık durumu sonuç üzerinde belirleyicidir.
Bazı kişiler acil tedavi sonrasında günlük yaşamına büyük ölçüde dönebilir. Bazı kişilerde ise hareket, konuşma, hafıza, dikkat veya davranışlarla ilgili kalıcı sorunlar gelişebilir. Ağır kanamalarda koma ve yaşam kaybı görülebilir.
Patlayan anevrizmanın yeniden kanamasını önlemek için mümkün olan en kısa sürede kapatılması gerekir. Bu işlem açık cerrahi yöntemle anevrizmanın boynuna klips yerleştirilerek veya damar içinden ilerletilen kateterlerle anevrizmanın dolaşım dışı bırakılmasıyla gerçekleştirilebilir.
Anevrizma patlaması; inme, beyin hasarı, koma ve yaşam kaybı gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. Subaraknoid kanamada temel amaç, kanayan anevrizmayı mümkün olan en kısa sürede kapatmak ve gelişebilecek komplikasyonları kontrol etmektir.
Acil uyarı: Saniyeler içinde başlayan, kişinin daha önce yaşamadığı kadar şiddetli baş ağrısı; kusma, ense sertliği, bilinç bulanıklığı, nöbet veya bayılmayla birlikte görülüyorsa kişi kendi imkânlarıyla hastaneye gitmeye çalışmamalı, derhal 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
Kimlerde Beyin Anevrizması Daha Sık Görülür?
Beyin anevrizması her yaşta ortaya çıkabilir. Ancak yetişkinlerde, özellikle orta ve ileri yaş döneminde daha sık tespit edilir. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre daha yüksek olabilir.
Bir kişide risk faktörü bulunması, mutlaka anevrizma gelişeceği anlamına gelmez. Aynı şekilde bilinen hiçbir risk faktörü bulunmayan kişilerde de beyin anevrizması ortaya çıkabilir.
Beyin anevrizmasının daha sık görülebildiği gruplar şunlardır:
- Orta ve ileri yaş grubundaki yetişkinler,
- Kadınlar,
- Sigara kullanan kişiler,
- Yüksek tansiyonu bulunanlar,
- Birinci derece yakınlarında beyin anevrizması bulunanlar,
- Daha önce başka bir beyin anevrizması tespit edilen kişiler,
- Polikistik böbrek hastalığı bulunanlar,
- Bazı kalıtsal bağ dokusu hastalıklarına sahip olanlar,
- Beyin damarlarını etkileyen bazı doğumsal veya sonradan gelişen hastalıkları bulunanlar.
Aile öyküsü özellikle önemlidir. Anne, baba, kardeş veya çocuk gibi birinci derece yakınlarda beyin anevrizması bulunması kişinin riskini artırabilir. Ailede birden fazla kişide anevrizma veya anevrizmaya bağlı beyin kanaması bulunması durumunda risk daha dikkatli değerlendirilir.
Bununla birlikte ailesinde yalnızca bir kişide anevrizma bulunan herkesin rutin olarak taranması gerekmez. Tarama kararı; ailede etkilenen kişi sayısı, hastalığın ortaya çıktığı yaş, sigara kullanımı, yüksek tansiyon ve eşlik eden kalıtsal hastalıklar dikkate alınarak verilmelidir.
| Özellik | Riskle ilişkisi | Değerlendirme |
|---|---|---|
| İleri yaş | Damar duvarında zamanla yapısal değişiklikler oluşabilir | Tek başına anevrizma olduğu anlamına gelmez |
| Kadın cinsiyet | Anevrizma kadınlarda daha sık görülebilir | Diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilir |
| Birinci derece akrabalarda anevrizma | Genetik yatkınlık olasılığını artırabilir | Birden fazla akrabanın etkilenmesi daha önemlidir |
| Polikistik böbrek hastalığı | Beyin damarlarında anevrizma oluşma riski artabilir | Tarama gerekliliği kişiye göre belirlenir |
| Daha önce anevrizma bulunması | Başka bir damar bölgesinde yeni anevrizma görülebilir | Düzenli takip gerekebilir |
Bir kişide birden fazla anevrizma bulunabilir. Bu nedenle görüntüleme sırasında yalnızca şikâyete neden olduğu düşünülen damar bölgesi değil, beyin damarlarının tamamı değerlendirilir.
Beyin anevrizmalarının özellikle 30 ile 60 yaş arasındaki yetişkinlerde ve kadınlarda daha sık görülebildiği; sigara, yüksek tansiyon ve aile öyküsünün önemli risk faktörleri arasında bulunduğu bildirilmektedir.
Risk Faktörleri Beyin Anevrizması Oluşumunu Nasıl Etkiler?
Beyin anevrizmasının oluşumunda genellikle tek bir neden bulunmaz. Damar duvarının doğuştan gelen özellikleri ile yaşam boyunca damarlara zarar veren etkenler bir araya gelebilir.
Risk faktörleri iki ana grupta değerlendirilebilir:
- Değiştirilemeyen risk faktörleri: Yaş, cinsiyet, genetik yatkınlık ve bazı kalıtsal hastalıklardır.
- Değiştirilebilen risk faktörleri: Sigara kullanımı, kontrolsüz yüksek tansiyon ve bazı zararlı madde kullanımlarıdır.
Yüksek tansiyon
Kan basıncının uzun süre yüksek olması, damar duvarına uygulanan yükü artırabilir. Özellikle zaten zayıf olan damar bölgelerinde genişleme ve anevrizma oluşumu kolaylaşabilir.
Kontrolsüz yüksek tansiyon yalnızca anevrizmanın oluşumuyla değil, mevcut bir anevrizmanın büyümesi ve yırtılma riskiyle de ilişkilidir. Bu nedenle tansiyonun düzenli takip edilmesi önem taşır.
Sigara kullanımı
Sigara, damar duvarının yapısını ve dayanıklılığını olumsuz etkileyebilir. Aynı zamanda damar içinde iltihabi değişiklikleri artırabilir ve tansiyon kontrolünü zorlaştırabilir.
Sigara kullanımı hem beyin anevrizması oluşumu hem de mevcut anevrizmanın patlaması açısından önemli ve değiştirilebilir bir risk faktörüdür.
Aile öyküsü ve genetik yatkınlık
Beyin anevrizmasının bazı ailelerde daha sık görülebilmesi, genetik yatkınlığın rol oynayabileceğini gösterir. Özellikle iki veya daha fazla birinci derece yakında anevrizma bulunması daha dikkatli değerlendirme gerektirir.
Genetik yatkınlık, tek başına anevrizmanın oluşacağını göstermez. Sigara kullanımı ve yüksek tansiyon gibi çevresel faktörler de kişinin toplam riskini etkileyebilir.
Polikistik böbrek hastalığı
Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı, böbreklerde çok sayıda kist oluşmasına neden olan kalıtsal bir hastalıktır. Bu hastalığı bulunan kişilerde beyin damarlarında anevrizma gelişme ihtimali toplum geneline göre daha yüksek olabilir.
Ancak polikistik böbrek hastalığı olan her kişide anevrizma bulunmaz. Tarama kararı aile öyküsü, kişinin yaşı ve diğer risk faktörleri dikkate alınarak verilir.
Bağ dokusu hastalıkları
Damar duvarının sağlamlığında bağ dokusu önemli rol oynar. Ehlers-Danlos sendromu gibi bazı kalıtsal bağ dokusu hastalıkları damarların daha kırılgan olmasına neden olabilir.
Bu hastalıklar nadir görülür. Bu nedenle yalnızca eklem esnekliği veya kolay morarma gibi belirtilere bakılarak beyin anevrizması tanısı konulamaz.
Alkol ve uyarıcı madde kullanımı
Aşırı alkol tüketimi tansiyonun yükselmesine ve damar sağlığının bozulmasına katkıda bulunabilir. Kokain ve benzeri uyarıcı maddeler ise kan basıncında ani ve ciddi yükselmelere yol açabilir.
Bu maddeler özellikle mevcut bir anevrizmanın yırtılma riskini artırabilecek tehlikeli değişikliklere neden olabilir.
| Risk faktörü | Damar üzerindeki olası etkisi | Değiştirilebilir mi? |
|---|---|---|
| Yüksek tansiyon | Damar duvarındaki basıncı ve mekanik yükü artırabilir | Evet |
| Sigara kullanımı | Damar duvarının dayanıklılığını azaltabilir | Evet |
| Aile öyküsü | Genetik yatkınlıkla ilişkili olabilir | Hayır |
| İleri yaş | Damar yapısında zamanla değişiklikler oluşabilir | Hayır |
| Polikistik böbrek hastalığı | Damar duvarı yapısıyla ilişkili riski artırabilir | Hayır |
| Kokain ve benzeri maddeler | Tansiyonu aniden yükseltebilir ve damarları zorlayabilir | Evet |
| Aşırı alkol tüketimi | Tansiyon ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir | Evet |
Risk faktörlerinin bulunması, anevrizmanın büyüklüğü veya patlama olasılığı hakkında tek başına kesin bilgi vermez. Risk değerlendirmesi; anevrizmanın şekli, büyüklüğü, konumu ve zaman içinde değişip değişmediğiyle birlikte yapılır.
Sigara, yüksek tansiyon, aile öyküsü, polikistik böbrek hastalığı, bazı bağ dokusu hastalıkları ve kokain kullanımı beyin anevrizmasıyla ilişkilendirilen başlıca risk faktörleri arasındadır.
Tanı Sürecinde Beyin Anevrizması Nasıl Tespit Edilir?
Beyin anevrizması tanısı, beyin damarlarını görüntüleyen tetkikler kullanılarak konulur. Bazı anevrizmalar belirti vermeden, başka bir nedenle yapılan inceleme sırasında tesadüfen tespit edilir. Patlamış anevrizmalarda ise tanı süreci acil koşullarda yürütülür.
Tanı yaklaşımı iki farklı duruma göre değişir:
- Patlamamış anevrizma şüphesi: Görüntüleme genellikle planlı koşullarda yapılır.
- Anevrizma kanaması şüphesi: Beyin kanamasını hızla gösterebilmek için acil incelemeler yapılır.
Bilgisayarlı beyin tomografisi
Bilgisayarlı tomografi, aniden başlayan çok şiddetli baş ağrısında beyinde kanama bulunup bulunmadığını değerlendirmek için sıklıkla kullanılan ilk incelemedir.
İşlem kısa sürede tamamlanabilir. Özellikle anevrizma patlamasından sonraki erken dönemde subaraknoid kanamanın tespit edilmesine yardımcı olur.
BT anjiyografi
BT anjiyografi sırasında damar yolundan kontrast madde verilir ve beyin damarlarının ayrıntılı görüntüleri elde edilir. Anevrizmanın bulunduğu damar, büyüklüğü, şekli ve çevresindeki damarlarla ilişkisi değerlendirilebilir.
Bu yöntem hem patlamış hem de patlamamış anevrizmaların araştırılmasında kullanılabilir.
MR ve MR anjiyografi
Manyetik rezonans görüntüleme, beyin dokusunun ve damarların radyasyon kullanılmadan incelenmesini sağlar. MR anjiyografi sayesinde beyin damarlarının görüntüleri elde edilebilir.
Özellikle patlamamış anevrizmaların takibinde ve belirli risk gruplarındaki kişilerin değerlendirilmesinde kullanılabilir. Ancak acil kanama şüphesinde ilk tercih her zaman MR olmayabilir.
Dijital çıkarımlı anjiyografi
Kateter anjiyografisi olarak da bilinen bu yöntemde genellikle kasık veya el bileğindeki bir atardamardan ince bir kateter yerleştirilir. Kateter beyin damarlarına kadar ilerletilir ve kontrast madde verilerek ayrıntılı görüntüler alınır.
Bu yöntem anevrizmanın boynu, şekli, damar dallarıyla ilişkisi ve tedaviye uygunluğu hakkında ayrıntılı bilgi sağlar. Girişimsel bir işlem olduğu için her hastada ilk inceleme olarak kullanılmaz.
Belden sıvı alınması
Şiddetli ve ani baş ağrısı bulunan bir kişide tomografide kanama görülmemesine rağmen subaraknoid kanama şüphesi devam ediyorsa belden beyin omurilik sıvısı alınması değerlendirilebilir.
Lomber ponksiyon adı verilen bu işlemde sıvıda kanama bulguları araştırılır. İşlemin gerekli olup olmadığı, baş ağrısının başlangıç zamanı ve görüntüleme sonuçlarına göre belirlenir.
| Tanı yöntemi | Ne için kullanılır? | Genel özelliği |
|---|---|---|
| Bilgisayarlı tomografi | Beyin kanamasını hızlı biçimde araştırmak | Acil durumlarda sıklıkla ilk incelemedir |
| BT anjiyografi | Anevrizmanın yerini, büyüklüğünü ve şeklini göstermek | Kontrast madde ve radyasyon kullanılır |
| MR anjiyografi | Patlamamış anevrizmayı araştırmak veya takip etmek | Radyasyon kullanılmaz |
| Kateter anjiyografisi | Damar yapısını en ayrıntılı biçimde değerlendirmek | Girişimsel bir yöntemdir |
| Lomber ponksiyon | Görüntülemede görülmeyen olası kanamayı araştırmak | Beyin omurilik sıvısı incelenir |
Görüntülemede anevrizma tespit edildiğinde yalnızca çapı ölçülmez. Anevrizmanın yüzeyinin düzgün olup olmadığı, boynunun genişliği, hangi damar dallarına yakın olduğu ve birden fazla anevrizma bulunup bulunmadığı da incelenir.
Önceki görüntüler mevcutsa karşılaştırma yapılır. Anevrizmanın zaman içinde büyümesi veya şeklinde değişiklik oluşması, tedavi kararını etkileyebilecek önemli bulgulardır.
Anevrizma değerlendirmesinde şu özellikler kaydedilebilir:
- Anevrizmanın milimetre cinsinden büyüklüğü,
- Beynin hangi damarında bulunduğu,
- Kese ve boyun yapısı,
- Düzensiz çıkıntı veya lobül bulunması,
- Çevredeki damar dallarıyla ilişkisi,
- Kanama belirtisi bulunup bulunmadığı,
- Önceki incelemelere göre büyüme gösterip göstermediği.
Beyin anevrizması tanısı yalnızca görüntüleme raporundaki ölçüye göre değerlendirilmez. Bulguların beyin ve sinir cerrahisi, nöroloji ve girişimsel nöroradyoloji alanlarında deneyimli hekimler tarafından birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Tanıda bilgisayarlı tomografi, BT anjiyografi, MR anjiyografi, kateter anjiyografisi ve gerekli durumlarda beyin omurilik sıvısı incelemesi kullanılabilir. Hangi yöntemin seçileceği anevrizmanın patlayıp patlamadığına ve kişinin klinik durumuna göre değişir.
Tedavi Sürecinde Hangi Yöntemler Uygulanır?
Beyin anevrizması tanısı konulduğunda her hasta için aynı tedavi uygulanmaz. Tedavi kararı; anevrizmanın patlayıp patlamadığı, büyüklüğü, bulunduğu damar, şekli, kişinin yaşı, genel sağlık durumu ve kanama riskine göre kişiye özel olarak planlanır.
Patlamamış küçük bazı anevrizmalar yalnızca düzenli görüntüleme ile takip edilirken, kanama riski yüksek olduğu düşünülen anevrizmalarda girişimsel tedavi önerilebilir.
Tedavi planı oluşturulurken şu sorular birlikte değerlendirilir:
- Anevrizma daha önce kanamaya neden oldu mu?
- Boyutunda büyüme var mı?
- Şekli düzensiz mi?
- Bulunduğu bölge kanama açısından yüksek risk taşıyor mu?
- Hastanın yaşı ve ek hastalıkları nelerdir?
- Tedavinin sağlayacağı fayda, olası risklerden daha yüksek mi?
Düzenli takip
Kanama riski düşük olduğu düşünülen bazı küçük anevrizmalar için ilk seçenek takip olabilir. Bu süreçte belirli aralıklarla MR anjiyografi veya BT anjiyografi yapılarak anevrizmanın büyüyüp büyümediği değerlendirilir.
Takip süresince sigaranın bırakılması, tansiyonun kontrol altında tutulması ve düzenli hekim kontrollerinin aksatılmaması önemlidir.
Endovasküler (kapalı) tedavi
Endovasküler tedavi, günümüzde birçok beyin anevrizmasında tercih edilen yöntemlerden biridir. Kasık veya el bileğindeki bir damardan ince kateter ilerletilir ve anevrizmanın içerisine ulaşılır.
Anevrizmanın yapısına göre farklı teknikler uygulanabilir.
- Coil (platin sarmal) yerleştirilmesi,
- Stent destekli coil uygulaması,
- Flow diverter (akım yönlendirici stent),
- Bazı uygun olgularda özel damar içi implantlar.
Bu işlemlerin amacı anevrizmanın içerisine kan girişini azaltarak zamanla dolaşım dışı kalmasını sağlamaktır.
Açık cerrahi (klipleme)
Bazı hastalarda en uygun tedavi açık beyin ameliyatıdır. Cerrah, kafatasında oluşturulan küçük bir açıklıktan anevrizmaya ulaşır ve anevrizmanın boynuna titanyum klips yerleştirerek kan dolaşımından ayırır.
Klips yerleştirildikten sonra kan normal damar yolundan akmaya devam ederken anevrizmanın içerisine kan girişi engellenmiş olur.
| Tedavi yöntemi | Nasıl uygulanır? | Genel kullanım alanı |
|---|---|---|
| Düzenli takip | Belirli aralıklarla görüntüleme yapılır. | Kanama riski düşük bazı anevrizmalar |
| Coil tedavisi | Kateterle anevrizma içine platin sarmallar yerleştirilir. | Birçok sakküler anevrizma |
| Flow diverter | Damar içine özel stent yerleştirilir. | Geniş boyunlu veya belirli damar yapıları |
| Klipleme ameliyatı | Açık cerrahiyle anevrizmanın boynuna klips yerleştirilir. | Uygun anatomik yapıya sahip hastalar |
Hangi yöntemin daha uygun olduğuna tek bir kritere bakılarak karar verilmez. Beyin ve sinir cerrahisi ile girişimsel nöroradyoloji ekipleri hastaya en uygun yaklaşımı birlikte belirler.
Her Beyin Anevrizması Tedavi Edilmeli midir?
Hayır. Her beyin anevrizmasının ameliyat edilmesi veya kapatılması gerekmez.
Bazı küçük ve düşük riskli anevrizmalar yıllarca büyümeden kalabilir. Bu durumda tedavinin oluşturabileceği risk, anevrizmanın oluşturacağı riskten daha yüksek olabilir.
Bu nedenle bazı hastalarda düzenli takip en doğru seçenek olabilir.
Tedavi kararını etkileyen başlıca faktörler şunlardır:
- Anevrizmanın büyüklüğü,
- Bulunduğu damar,
- Şeklinin düzenli veya düzensiz olması,
- Daha önce kanama öyküsü bulunması,
- Yaş,
- Ek hastalıklar,
- Aile öyküsü,
- Zaman içinde büyüme göstermesi.
Bu nedenle internette okunan bilgilerle tek başına tedavi kararı verilmesi doğru değildir.
Beyin Anevrizması Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Beyin anevrizması ameliyatı açık cerrahi veya damar içinden yapılan girişimsel yöntemlerle gerçekleştirilebilir.
Her iki yöntemin amacı aynıdır: Anevrizmayı dolaşım dışı bırakarak yeniden kanama riskini azaltmak.
Ameliyat öncesinde ayrıntılı damar görüntülemesi yapılır ve uygulanacak yöntem hastaya özel olarak planlanır.
Tedavi sonrasında hastalar belirli süre takip edilir. Bazı kişiler birkaç gün içerisinde taburcu olabilirken, anevrizma kanaması geçiren hastalarda hastanede kalış süresi daha uzun olabilir.
İyileşme süresi kişiden kişiye değişir. Özellikle kanama geçiren hastalarda rehabilitasyon süreci de gerekebilir.
Beyin Anevrizması Tekrarlar mı?
Tedavi edilen bir beyin anevrizmasının büyük bölümü başarılı şekilde dolaşım dışına alınır. Ancak bazı hastalarda aynı bölgede tekrar dolum gelişebilir veya beynin farklı bir damarında yeni bir anevrizma oluşabilir.
Bu nedenle tedavi sonrasında kontrol görüntülemeleri büyük önem taşır.
Tekrarlama ihtimalini etkileyebilecek faktörler şunlardır:
- Sigara kullanımının devam etmesi,
- Kontrolsüz yüksek tansiyon,
- Genetik yatkınlık,
- Birden fazla anevrizma bulunması,
- Anevrizmanın ilk yapısı ve tedavi yöntemi.
Düzenli kontroller sayesinde olası değişiklikler erken dönemde fark edilebilir.
Hangi Belirtilerde Acil Yardım Alınmalıdır?
Beyin anevrizması patladığında dakikalar büyük önem taşır. Bazı belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
- Aniden başlayan ve hayatın en şiddetli baş ağrısı,
- Bilinç kaybı veya bayılma,
- Şiddetli kusma,
- Ense sertliği,
- Konuşma bozukluğu,
- Kol veya bacakta güç kaybı,
- Çift görme veya ani görme kaybı,
- Nöbet geçirme,
- Şiddetli baş ağrısıyla birlikte bilinç bulanıklığı.
Bu belirtiler yalnızca beyin anevrizmasına bağlı olmayabilir. Ancak yaşamı tehdit edebilecek nörolojik hastalıkların belirtisi olabileceği için acil değerlendirilmelidir.
Kayseri nöroloji doktoru arayışında olan hastalar için ani başlayan şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu, konuşma güçlüğü veya beyin anevrizması şüphesi oluşturan belirtilerin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi önem taşır. Gerekli görülen durumlarda uygun görüntüleme yöntemleri planlanarak tanı süreci yönlendirilir ve ihtiyaç halinde ilgili cerrahi branşlarla iş birliği yapılır.
Sorumluluk Reddi
Bu sayfada yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi yerine geçmez. Beyin anevrizması şüphesi bulunan veya ani başlayan şiddetli baş ağrısı yaşayan kişilerin en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Acil belirtiler geliştiğinde zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
Sorumluluk Reddi Beyanı
Bu sayfada sağlanan bilgiler, genel bilgi amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Bu bilgiler, bir doktor-hasta ilişkisi kurmaz veya mevcut bir ilişkiyi değiştirmez. Herhangi bir tıbbi sorununuz varsa, doktora danışmanız önemlidir.
Sayfada kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.